Önce kabus, sonra diriliş
Fenerbahçe, Alanyaspor'a karşı erken golle geriye düşüp, kabus gibi ilk yarıyı 2-1 geride kapatınca pek çok Fenerbahçeli "eyvah" demiştir. Gerçekten de zorunluluktan savunmanın soluna çekilen Mert aksayıp, Kerem ona zerre kadar destek olmadığı için Alanyaspor sol kanadı kulvara çevirmişti. Aslında takımın geneli kötü oynuyordu ama İsmail'in yorgun, Guendouzi'nin vasat görünmesiyle orta sahanın da rakibe bırakılması maçı zora sokmuştu. İşte bu noktada Tedesco girdi devreye. Formasyonu öyle bir değiştirdi ki, Alanya'nın hocası Pereira dâhil, insanlar ne olduğunu anlayana kadar Sarı-Lacivertli takım önce beraberliği, sonra oyun insiyatifini, son olarak da skor üstünlüğünü sağlayıverdi. Süper Kupa zaferi önemli bir başarıydı. Ama Alanya maçı ayakların yere basmasını sağlamıştır. Henüz kazanılmış bir şey yok. Talisca ve Asensio ikilisi bıraktıkları yerden devam etse de tüm takımın oyunun bütününde görevlerini eksiksiz yapması gerekiyor. Kupadaki Samsun ve Galatasaray maçları böyle kazanıldı. Tedesco transfere odaklanmak yerine oyunu ve oyuncuları geliştirmeye çabalıyor. İki sol bekin sakatlığı da takımın dengesini olumsuz etkiledi. Ben hala, "sol stoper takviyesi düşünülmez mi?" noktasındayım. En-Nesyri'nin Afrika Kupası finalindeki yenilgiden sonra uzun süre ağlaması da mental olarak "bitik" döneceğinin göstergesidir. Forvet de şart! Özetle Fenerbahçe açısından gidiş olumlu. Ama yol uzun, transfer desteği şart. Tedesco'nun da şapkadan tavşan çıkarmayı sürdürmesi gerek.
GALATASARAY'IN SORUNU NE?
Şöyle bir düşünün! Son üç yılın şampiyonusunuz ve sezon başında Osimhen ile Sane gibi Türkiye şartları için olağanüstü iki yıldızı kadronuza dahil etmişsiniz. Bir camia başka ne isteyebilir? Başarı alışkanlığı tahammül eşiğini azaltmış olsa gerek! Süper Kupa'nın kaybedilip, transferde bekleyişin devam etmesi homurtuların yükselmesine neden oldu. Oysa sezon başındaki büyük bütçeli transferlerin sayıca daha az oyuncu alınmasına neden olacağı açıktı. Galatasaray yönetimi ve teknik ekibi bu handikabı göze almıştı. Şampiyonlar Ligi mücadelesi sert geçip, sakatlıklar da eklenince görece dar rotasyon saha içi sorunlara yol açmaya başladı. Kimi zaman formsuzluk, kimi zaman doymuşluk derken beklenmedik kayıplar yaşandı. Okan Hoca da oyunu ve oyuncuları geliştirmek yerine sakatlık vb. bahanelere sığındıkça alışılmadık bir Galatasaray görüntüsü çıktı ortaya. Riski göze alanlar, takım içinden B planı geliştirmekte eksik kaldı. Hoca şampiyonluk sezonlarında genellikle 14,15 oyuncuyla yarışı sürdürmüştü. Ancak bu defa risk faktörü devreye girdi ve eksikler telafi edilemedi. Fenerbahçe'de kaostan sıyrılıp önceki sezonlara göre daha farklı bir strateji izleyince Galatasaray camiası yarışın bu defa çok daha zor olacağı gerçeğiyle yüzleşti. Huzursuzluk bu yüzden. Ancak Süper Kupa dışında kaybedilmiş bir şey yok! Osimhen'in gelişi ve Torreira'nın fabrika ayarlarına dönmesi çok şeyi değiştirir. Bununla birlikte doğru iki ya da üç transfer şart. Buradaki anahtar kelime "doğru". Galatasaray'ı yönetenler başta Okan Buruk olmak üzere sakin kalıp, doğru hamleler yapmalı. Ancak sadece transfere sığınmak yerine, oyunun ve bazı oyuncuların da gelişmesi gerektiği çok açık.
AVRUPA MATEMATİĞİ
Avrupa'da üç takımla devam etmek göründüğü kadar zor değil. Şimdi burada uzun uzadıya ihtimallere ve matematik hesaplarına girişecek değilim. Ama rakiplerin birbirleriyle oynayacağı maçları da hesaba katınca Galatasaray'ın da, Fenerbahçe'nin de mevcut puanlarıyla bile playoff'a kalma ihtimalleri bulunuyor. İki temsilcimizin birer puan daha almaları ise hesabı kapatır. Fazla puanın elbette başımızın üzerinde yeri var. Çünkü İlk sekiz demek, Şubat ayında iki kritik maç oynamadan son 16'ya kalmak anlamına geliyor. Büyük lüks! Samsunspor ise Makedonya ekibi Shkëndija karşısında bu defa favori olmanın baskısını yaşayacak. Üstesinden gelebilecek güçleri var. Bütün takımlarımız için ortak nokta oyun disiplini, yüksek motivasyon ve ekstra performans olacak. Kapıkule'den çıkınca rakiplerin affı olmuyor. Haydi hayırlısı.
TALISCA
Anderson Talisca geçtiğimiz yılın devre arasında geldiğinde fizik kalitesi yerlerde sürünüyordu. S.Arabistan bu anlamda futbolcuları adeta tüketiyor. Bu yetersizliğine rağmen müthiş kalitesi zaman zaman skor yapmasına yetti. Ama oyuna katkısı uzun süre eksik kaldı. Bu sırada biz dâhil herkes Talisca'yı tartıştı. Olağanüstü yeteneklerine rağmen Fenerbahçe'nin oyununu yavaşlattığı, ön alan baskısını azalttığı ve takımı eksik bıraktığı savunuldu. Talisca bu yıl da sezon başı kampını kaçırdı. Ama belli ki Tedesco'nun iyi bir ekibi var. Ekim ayından itibaren görüntüsü değişmeye, yere daha sağlam basıp, ikili mücadelelerde ayakta kalmaya başladı. Fizik kalitesi geliştikçe oyuna katkısı arttı. Zaten skor yapması zor değildi. Özgüveni arttıkça başka bir seviyeye çıktı. Talisca bu formunu sürdürürse Fenerbahçe'yi şampiyonluğa taşıyan isim olur. Günümüz futbolunda bu meziyetlere sahip oyuncuya sahip olmak büyük lüks. Tedesco'nun onu sürekli denklemin içinde tutacak yolları bulması, bu arada oyuncusunun fizik kalitesini de koruması gerek. Talisca'yı izlemek başlı başına bir zevk!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

