Sarmaşıklar
Hayat herkesin gönlüne göre değil. Adalet de.
Nefret bir koyuyor bin alıyor.
Para ve siyaset adına bütün değerlerin ipe çekildiği bir dünya düzeninin içindeyiz.
Şike soruşturması, tek kişilik gösterilerin içinden bir ya da iki takımı "kurban etmekle" ödeştiriliyorsa.
Ne samimiyete, ne de adaletin ruhuna kimse inanmaz.
Avrupa! Ayrımcılığın merkez üssü Avrupa!
Fenerbahçe'yle uğraşmak kendini tekrarlayan plaksa.
Bunun içine UEFA da girmişse.
Ve arkadan vurmak onlar için sanatsa.
Fenerbahçe adına kendi ücünü ortaya dökmenin sırası gelmiştir.
Çünkü Fenerbahçe'nin kendi gücünden başka hiçbir güce ihtiyacı yoktur.
Transfer haberlerinin bile neredeyse hükümsüz hale getirildiği bir gerginliğin ortasındayız.
Fenerbahçe'de yabancı sayısı 10'u buldu.
Teknik direktör belli değil.
Kafaları karıştıran bir düzende, gelecekten sorumlu olması gereken bir teknik adam bulunmalıydı. Geç kalındı dersek haksızlık etmeyiz.
Ersun Yanal'ın Bursaspor'la anlaştığı konuşuluyor.
Büyük düşüncelerin takımı Fenerbahçe'nin, küçük işlerle uğraşmaması gerektiğini gösteren önemli bir delil.
Ersun Yanal'ın elden kaçtığının yorumunu yapan gazlama istasyonları, Ersun Yanal'la Fenerbahçe'nin kaç yılının uçup gideceğini hesaba katar mı?
Bunun hesabını da, Ersun Yanal'ı bu takımın başına getirmeyi düşünenler yapsın!
Bu hayal hâlâ sürüyorsa!
En doğru transfer biçimi, Salih Uçan'ın oynamasına yönelik transfer hesabı.
O mevkiye adam alınma düşüncesi askıda.
Böyle bir delikanlıyı sürekli oynatmak, adı sükseli, yüreği bitik yabancılardan bin kere değerlidir.
Bunun nasıl bir ekonomik bozguna sebep olduğunu da gördük.
Krasic'in Fenerbahçe'den aldıklarıyla, Fenerbahçe'ye verdikleri arasındaki uçurumda kaç milyon euro yatıyor?
Ama bütün bir sezon forması bile buruşmayan bir adam, yıllık 2.3 milyon euro'dan vazgeçmemek adına gitmekte direniyor.
Onurlu futbolcu olmak başka bir şey. Hak etmediğine akbaba gibi sarılmak başka bir şey!
Keşke popülerlik değil, kişilik ön planda olsa! Yabancı transferi oluşturan şartlarda!
Zaman çabuk geçip gidiyor.
Hâlâ kendi kulübünün derdini bırakıp, rakip kulüplere saldırıyla beslenen yöneticiliğin tatil yapmadığını görüyoruz.
Bir tatlı huzur almak için sığındığımız futbol, önümüzdeki sezon için bizlere neler sunacak acaba?
Çocuklarımızı kulüp aşkının beşiğinde sallayan düzen, önümüzdeki sezon onlara tabut ısmarlarsa ne yapacağız?
Futbolla yatıp kalkılan bir düzende, bu kadar nefret hummasının altından nasıl kalkacağız?
Çünkü bu ülkede sarmaşıklar bile birbirine sarılmıyor artık!
Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

