Mistik final
Sadece aklın zafer düşüncesiyle dolu olması zafer kazanmaya yetmiyor.
Bedeni harekete geçirmek gerekiyordu, geçirdik. Ama topu 3 direğin arasından geçiremedik.
Şansımızı harekete geçirmek istedik, beceriksizlikle talihsizlik arasında sıkıştık.
Savunmanın arkasına atılan toplar ustacaydı da, o toplarla buluşanların ustalığı askıdaydı.
Burak Yılmaz'ın sezona damgasını vuran şaşkınlık travması hala sürüyor.
Umut Bulut da en basiretsiz gecelerinden birindeydi.
***
İki takım arasında elbette kalite farkı vardı ama maçın bütününde Türkiye'nin çoğalan yanıyla, Hollanda'nın azalan yanı arasında heyecanlı manzaralar vardı. Özellikle ilk yarıda oyunu rakip alana yığdığımız dakikalar vardı.
Ama maçın başında yediğimiz bir gol vardı ki, böyle bir gecede bu denli bir hatanın yeri yoktu.
Hollanda'yı rahatlatan en önemli faktörlerden biriydi bu gol.
***
Bazen sonuçsuz kalan yoğun baskının aleyhimize dönecek bir planın parçası olduğunu da hesaba katmak gerekirdi belki. Rakibi hırpalamak isterken hırpalanmak gibi.
Verilen mücadelenin kazanmaya yetmediği anlarda, ani rüzgarlarda savrulmak gibi.
Yediğimiz ikinci gol de böyle bir şeydi.
***
Sonuç olarak, Hollanda misafir geldiği evin sahibi oldu.
Robben hakemin insafsızlığına rağmen sahanın en özel adamıydı.
Bizim hayallerle ilişkimiz sona erdi.
Yeniden doğuşun koşullarını Fatih Terim üretti ama biz bu şampiyonaya katılma şansını, attığı gole sevinmeyen futbolcularımızla daha önce kaybettik.
Bu konuda sorgulanması gereken en önemli gerçek budur.
Dünkü mücadeleye saygı buyursak da, önceki gerçekleri duyurmaktan kaçınmayalım.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

