Makul
Dün akşam Manchester'da oynanan seviyedeki, "makul" şekilde sonuçlanmış bir maçtan sonra teknikten, taktikten çok, gerçeklerden bahsetmek, ezber bozmak bence daha doğru olacak. Bunca yaygara arasında, sarı kırmızılılar tarafından elde edilen sonucun "başarı" olduğunu kabul etmek bence zorunluluk.
"Devler Arenası" yani Şampiyonlar Ligi, bu gezegenin en değerli spor markası. Dört yılda bir yapılan Avrupa Futbol Şampiyonası ve Dünya Kupası organizasyonları, futbol kalitesi, üzerinde dönen ekonomi açısından geride kalıyor. Münferit, istisnai bazı başarılara rağmen şunu söyleyebiliriz ki; bu büyük kupayı genelde en çok masrafı harcayan, yaş ortalaması 26 civarındaki atletik takımlar kazanıyor. Galatasaray bu zorlu sezonun öncesindeki transfer dönemi bitiminde Şampiyonlar Ligine katılan takımlar içindeki en pahalı 24. (yazı ile; yirmi dördüncü) kulüptü.
Temsilcimiz, sıra dışı başarılı olan istisnai takımlardan biri olmayı başaramadı ama "bu kadro maliyetinin hakkını verdi" demek gerekiyor. İlk sekiz hayaldi, ilk 16'da olmaksa gerçekten büyük bir başarıydı. İlk yirmi dörtte olmaksa en hafif tabiriyle "makul" görülmeli. Şu andan itibaren Türk futbolunun Romanya ile oynanacak milli maç gibi yeni bir çıtası daha var. Okan Buruk ve talebeleri Juventus ya da Atletico ile play-off oynayacak. Sizin tercihiniz hangisidir bilmem ama ben Juventus'u isterim.
Bakalım bu durum devam eden transfer dönemine nasıl yansıyacak? Alınacak isimlerin, mevkilerinden daha çok, gerçek birer atlet olup olmadıkları çok önemli olacak. Keza (dün akşam bir kez daha gördüğümüz gibi) üst seviyeyle, Galatasaray'ın arasındaki atletik kapasite farkı hayli büyük.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

