Gönül gözü
Adına Dünya Şampiyonası dediğimiz bir turnuvada, gençlerimizin El Salvador karşısındaki maçı 4 bin 671 seyircinin izlemesi neyin nesidir?
Futboldan uzaklaşma siyaseti mi? Yoksa gençliğe yöneticilerin vermediği değeri, toplumun da vermediğinin resmi belgesi mi?
***
Her şeyin kendiliğinden olması gerekirken, bu gençlerin desteğe ihtiyacı olduğunu haykırmak mı gerekiyor?
Ev sahibiyiz. Güçlüyüz.
Dünya çapında bir organizasyonda, geleceğin yıldızlarını çıkarma ihtimalimiz de büyük.
Peki niye küçük düşünüyoruz?
***
Gençliğe açılmayan kapılar, yabancılara ardına kadar açılırken, sorgulamamız gerekenler var.
Neresinden bakalım?
Yabancı cenneti olmamızın getirdiği bereketin, 4 yabancının tribünde oturmasıyla cinnete dönüşmesine mi?
Yabancıları alırken koyulmayan sınırın, aldıktan sonra konulmasına mı?
Yoksa takımlarımıza yerli sayısını artıracak gerçeklerin önünü açacak bir sisteme mi?
***
Her kulübün kendi gerçeklerinin savunucusu olduğu bir ülkede, kurumlara duyulmayan saygıyı mı soruşturalım?
Takımına göre işleyen kuralları mı?
Meselenin para boyutunu sormayın bile.
Herhalde yanlış heceliyoruz ticareti! Bonkörlükte rakip tanımazken!
***
Diğer gerçeklere gelince...
Zamanın kirli penceresinde, camları temizlemekle manzaraya renk katacağımızı zannediyoruz.
Değişen yöneticilere karşılık, değişmeyen kabalığın ve zorbalığın yeni hallerine bakıyoruz.
Hayatımıza değer katan gerçeklerse, o gerçekleri işimize geldiği gibi mi yorumlayacağız? Yoksa "tarafsızlık" tarafından mı?
***
Küstahlık bu topraklarda geçer akçeyken, yüreklerdeki dağ hukuku berbat söylemlerle itibar görürken… Biz de duvarlara; "Adamlık herkesin taşıyacağı bir ağırlık değildir" diye yazsak, bir fayda sağlar mı?
Böyle yöneticileri, infilak etmesi istenen bir ülkeye sokulmuş benzin bidonu varsayıp!
***
Çok şeyleri aşmalıyız ama önümüz duvar dolu!
Sevgisiz duvarlar!
***
Bu ülkede bir şeylerin değişmesi gerekiyor.
Yönetici olmanın, zarafet ve adamlık gerektirdiğini gördüğümüz zaman.
Para denen putun önünde eğilmeyenlerin varlığı hayata geçirildiği zaman.
Futbol da azı dişlerini çocuklarımıza geçiremez.
***
Kulüplerimizin geleceğini gençlerle omuzladığını gördüğümüz zaman.
Bırakın tribünlerde yan yana oturmayı, birbirlerine sövmekten vazgeçen tribünleri bulduğumuz zaman.
Bir varmış bir yokmuş diye geçmiş zamanlara öykünmeden.
Geleceğe aydınlık bakmayı da öğreneceğiz.
Gönül gözümüzü açmak şartıyla tabii!
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

